Fıkralar
ASANSÖR
Asansöre ilk defa binen Derya babasına heyecanla anlattı:
— Babacığım, küçük karanlık bir odaya giriyorsun. Bir düğmeye basınca üst kat hemen aşağıya iniyor.
SON SAHNE
Çıkarcı bir film yönetmeni ile genç oyuncu aralarında konuşuyormuş:
— İşte senin oynayacağın sahneyi çekeceğimiz uçurum burası…
— Ama burası çok tehlikeli! Düşüp yaralanır ya da ölürsem…
— Sen hiç meraklanma bu sahne filmin son sahnesi zaten…
KOŞU
Gazetesinden başını kaldıran Tuncay, televizyonda, koşan sporcuları görmüş:
— Bu adamlar acaba neden koşuyor, diye sormuş.
— Onlar koşucu, başbakanlık kupası için koşuyorlar, diye cevap vermiş arkadaşı.
— Peki, bu kupayı kime verecekler?
— Birinciye.
— Öbürlerine peki ne verecekler?
— Hiçbir şey vermeyecekler.
— Öyleyse onlar niye koşuyorlar?
BEĞENMEMİŞ
Her şeyden şikâyet etmeyi meziyet sayan bir adam İtalya’ya gitmiş. Geri geldiği zaman arkadaşları ona neler yaptığını sormuş.
- Boş verin. Hiç anlattırmayın. Hiç memnun kalmadım, demiş adam.
- Roma’yı beğenmedin yani, demişler.
- Nesini beğeneyim, baştan aşağıya harabe dolu. Yabancıları gezdirmeye utanır insan.
- Peki ya Venedik?
- Bu kadar şanssızlık olur arkadaş. Venedik’e gittiğimde de şehri baştan aşağı sular istila etmişti.
Asansöre ilk defa binen Derya babasına heyecanla anlattı:
— Babacığım, küçük karanlık bir odaya giriyorsun. Bir düğmeye basınca üst kat hemen aşağıya iniyor.
SON SAHNE
Çıkarcı bir film yönetmeni ile genç oyuncu aralarında konuşuyormuş:
— İşte senin oynayacağın sahneyi çekeceğimiz uçurum burası…
— Ama burası çok tehlikeli! Düşüp yaralanır ya da ölürsem…
— Sen hiç meraklanma bu sahne filmin son sahnesi zaten…
KOŞU
Gazetesinden başını kaldıran Tuncay, televizyonda, koşan sporcuları görmüş:
— Bu adamlar acaba neden koşuyor, diye sormuş.
— Onlar koşucu, başbakanlık kupası için koşuyorlar, diye cevap vermiş arkadaşı.
— Peki, bu kupayı kime verecekler?
— Birinciye.
— Öbürlerine peki ne verecekler?
— Hiçbir şey vermeyecekler.
— Öyleyse onlar niye koşuyorlar?
BEĞENMEMİŞ
Her şeyden şikâyet etmeyi meziyet sayan bir adam İtalya’ya gitmiş. Geri geldiği zaman arkadaşları ona neler yaptığını sormuş.
- Boş verin. Hiç anlattırmayın. Hiç memnun kalmadım, demiş adam.
- Roma’yı beğenmedin yani, demişler.
- Nesini beğeneyim, baştan aşağıya harabe dolu. Yabancıları gezdirmeye utanır insan.
- Peki ya Venedik?
- Bu kadar şanssızlık olur arkadaş. Venedik’e gittiğimde de şehri baştan aşağı sular istila etmişti.


