Gonca Arşiv

Ağustos 2007
Ahmed GÖKÇE

Ağustos 2007
BİLGİ
ESRA EYLÜL GÜNGÖR


Öğretmenim
Bilgi yaprağı gibi
Biz de birer sıralanmış çiçeğiz

Sınıfım
Bilgi sepeti gibi
Sıralar da birer saksı gibi

Okulum
Bir dünya gibi
Açılır kapılar gibi

Okulum hem de bir
Bilgi dünyası gibi

OYUN
MELİKE YILMAZ


Oyun oynamak çok güzel
Dinleniyorum oynarken
Arkadaşlarımla beraber
Oyunlar oynuyorum

Saklambaç, körebe
İp atlama, top oynamak
Ve daha birçok oyun
Oyun oynamak çok güzel

BENİM SIRRIM
HANDE ÖZBEY


Merhaba güneş,
Merhaba kuşlar,
Günaydın canım dedem
Sizi nasıl da özledim.

Hadi dede gel kıra gidelim,
Çiçek toplayalım,
Anneannemin ellerine verelim.
Anneannem burada değil deme
Çünkü bak kapıdan içeriye girdi

Nasıl gördün ya çocuk
O da benim sırrım canım dedem

BİR DÜNYAMIZ VAR
FEYZANUR YAŞAR


Bir dünyamız var arkadaşlar,
Yemyeşil masmavi bir dünya.
Başka dünya yok yaşayacak,
Üzerinde koşup oynayacak.

Binlerce yıl misafir etti insanları,
Dağlar, nehirler, ovalar…
Çeşit çeşit çiçekler, hayvanlar,
Hepsi bizim için var.

Ne yazık ki insanlar acımasız:
Talan ettiler güzellikleri.
Kuş sesleri duymaz oldu çocuklar,
Kirletmeyelim dünyamızı.

Bir dünyamız var ey insanlar!
Rahat bırakın, dönsün bizim için!


AY
ERKAN DAĞDELEN


Ali’nin bilmediği bir nedenden
dolayı içi rahat etmiyordu.
Yatağında bir sağa bir sola
kıvranıp duruyordu. Yatağına
oturup uzun uzun düşünmeye
başladı. Ali Ay’a doğru bakıyordu.
Gözü dalmıştı. Sanki
Ay Ali’ye “Merhaba, sıkıntını
bana anlatabilirsin.” deyip gülüyordu.
Fakat Ali içinde dolaşan
bu sıkıntının ne olduğunu
bilmiyordu. Sabaha kadar Ay’
a baktı.

YARIN YENİ BİR SABAH
AYŞEGÜL SALMAN


Yeni bir sabahın
İlk ışıkları için,
Geceyi örten karanlık için,
Sağlık, verdiğin nimetler,
Sevgi ve arkadaşlık için,
Bize gönderdiğin iyilikler için,
Çok teşekkür ederiz Allah’ım.

KÜÇÜCÜK BİR FİDANKEN
Sena KARAGÖZ

Ben ormanların içinde küçük bir fidandım.
Ormanda çok kalabalık bir yerde yani ağaçlarla
kaplı yerdeydim. Yanımda dört tane
arkadaşım vardı. Yanımdaki ağaçlar benim
gölgemi dilerdi. Günlerden bir gün çiftçiler
ormana geldiler. Ve bizim gölgemiz olan
ağaçları kestiler. Ağaçlar kesildiklerinde
gölgeler kalktı. Tabiî ki çiftçinin şımarık çocuğu
üzerime basacak diye çok korktum.
Benim üzerime basmadılar ama maalesef
yanımdaki iki arkadaşımın üzerine bastılar.
Arkadaşlarımız için çok üzüldük.
Bu olaydan yıllar sonra biz de kocaman
ağaç olmuştuk. Ağaçtan sonra tabii beni
kestiler. Kestikten sonra bir tıra ve gemilere
bindirilip götürdüler. Bazı arkadaşlarımız
şehir dışına bazıları değişik ülkelere
gönderildi.
Ben bir kırtasiyenin rafına bırakıldım. Ben
bir kalemdim. Arkadaşlarım masa, sandalye,
kâğıt oldular. Ben heyecanla kim beni
acaba diye bekliyordum. Sonunda bir çocuk
geldi. Ancak çok akıllı ve dürüst birine
benziyordu. Sonunda beni aldı ve evine
götürdü. Ve artık ben çocuğun çantasının
içindeyim. Görevimi tamamladığım için çok
mutluyum.

Esra Nur YİĞİT

Ne güzeldir gökyüzü
Her yanı bir başka
İşte yağmur yağıyor
İşte güneş açıyor,

Gündüz güneş
Gece ay parlar
Yağmur yağdı kesildi
Açtı işte gökkuşağı,

Bu güzel gök cisimleri
Yıldız, güneş ve ay
Durun unuttuk şunu
Gökkuşağı, gökkuşağı.

AİLEM
Ceren DEMİRTAŞ


Ailem benim yuvamdır
Ben ailemsiz olmam.
Beni büyütüp severler
Benim canım ailem
Ailem baktı gece gündüz
Onlarsız yapamam ben
Çünkü onlar bana emek verdi
Benim canım ailem

Siz beni okuttunuz
Siz beni büyüttünüz.
Size nasıl borcumu öderim,
Benim canım ailem

Hem kötü günümüzde
Hem iyi günümüzde
Siz benim yanımda oldunuz
Benim canım ailem.

DUA TEPE
Ayşe Gökçen SOYLU


Bir avuç asker vardı,
Dua Tepede.
Silahları yerine,
İman vardı yüreklerinde

Allah Allah sedalarına,
Melekler cevap veriyordu
göklerde.
Tarihte yazılıyordu,
Ünlü tepede.


BENİM AİLEM
Esma ÖĞRETMEN


Ben sokakta oynarım
Babam çalışır
Annem evde.
Ben okula giderim

Karne alırım beş gelir
Çiçeği koklarım mis gibi kokar
Benim demek ki bir iyiliğim varmış
Çok mutluyum çoook.

Kardeşim var dedim var
Annem yorulur babam yorulur
Kardeş yaramaz ben yaramaz.

BİZİM AİLE
Betül ÇELİKASLAN


Biz sekiz kişiyiz
Evimizden memnunuz
Evde kavga çıkarsa
Aman ev başımıza yıkılma

Annemle babam
Kavga etmezler
Ev başımıza yıkılırsa
Ne yaparız bu halde sokaklarda

MUTSUZ AİLE / Büşra Nur BUDAK

Zenginlik adeta başlarını döndürmüştü.
Ne yaptıklarını bilemeyen, paranın sarhoşu
olmuşlardı. Bu ailenin yıllar önce
istedikleri tek şey çocuk sahibi olmaktı.
Yıllar sonra bir kızı bir oğlu olmuştu.
Yıllar geçti bunlar oturduğu şehrin en
zenginleriydi. Çocukların istediği her
şeyden üç dört kat fazlası alınıyordu.
Zenginlik kimileri için iyi kimileri için kötüdür.
Bu aile kibir içinde yaşıyorlardı.
Ama onların bir eksikleri vardı: Mutluluk…
İsteseler de mutlu olamıyorlardı.
Saray gibi evinin yanında kulübe gibi
sanki bir rüzgâr gelse yıkılacak gibiydi.
Ama her zaman oradan geçerken neşe
dolu sesleri duyuyormuş. O ailenin de
bir kız bir oğulları varmış.

O kadar mutlularmış ki her zaman şükür
içinde yaşıyorlarmış. Bir kuru ekmek
bulsalar şükrederek yerlermiş. Ama yıllardır
bu insanları gözleri görmüyorlarmış.
Bir gün adam evine gelmiş sağa
sola bakmış kimseyi bulamamış. Eşim
bana yemek yapmıştır diyerek mutfağa
girmiş ama bir de ne görsün yemek
masasının üstünde pahalı mağazalardan
alınan elbiseler seriliymiş. Tabi
çok üzülmüş. Çocuklarını görmek için
yukarı çıkmış. Oğlunun odasına girmiş,
oğlu bilgisayardan başını bile kaldırmıyormuş.
Kızının odasına girdiğinde cep
telefonu elinden düşmüyormuş. Çok
üzülmüş. Derinden bir of çekerek “Keşke
biz de fakir olsak da mutlu olsak.”
demiş. O zaman paranın insana mutluluk
getirmediğini anlamış. Bir gün bu
adam evinin on metre ilerisindeki mutlu
ailenin kapısını çalmış. Kapıyı dört yaşında
bir kız açmış. Küçük, bir tebessüm
ederek: “Buyurun amcacığım; ne
istediniz?” diye sormuş. Adam iki dizini
kırarak oturmuş. Ve kıza “Babanı
çağırır mısın.” demiş. Küçük kız “tabii”
diyerek koşup babasını çağırmış. Bu
mutlu ailenin reisiyle aralarında şöyle
bir konuşma geçmiş: “Biz zenginiz ama
mutlu değiliz; siz de fakirsiniz ama çok
mutlusunuz. Acaba mutluluğun sırrını
bana da söyler misiniz.” demiş.
Fakir adam bir süre düşündükten sonra:
“Mutluluğun sırrı Namaz kılmak,
ibadet etmek ve şükürdür. Yani Allah’a
inanmaktır.” demiş.
Adam bu denilerini denemek için eve gidip
güzelce abdest alıp namaz kılmış.
Geçmişte yaptıklarına da çokça tövbe
ederek Allah’a yalvarmış. Ve ertesi gün
karısı ve çocukları şaşırmışlar. Adam
siz de namaz kılın ve mutlu olun demiş.
Karısı ve çocukları namaz kılarak mutluluğun
sırrını çözmüşler ve çokça şükür
ederek mutlu olmayı başarmışlar.

BABA
UMUT GÜL


Evin reisidir
Onsuz ev olmaz
Anneye yardımcıdır
Sever çocuklarını

Çalışır çabalar yarınlar için
Babadır kol kanat gerer
O herkesi sever
İstemez çocuklarının incinmesini