Gonca Arşiv

Aralık 2008
GONCA

Aralık 2008
Yiğithan TORAMAN
RAMAZAN SEVİNCİ
Her bayram olduğu gibi bu bayram da en güzel giysilerimizi giyinmiştik. Bütün çocuklar el ele tutuşup bayram sevincini birlikte paylaşıyorduk. Böyle bir günde bir çocuk neden mutsuz? Merak ettim ve kuşla dertleşmesine kulak misafiri oldum. Gözyaşlarının sebebini hemen eve anlattım. Eve giderken de büyüklerimden duyduğum şu sözleri düşündüm. "Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir." Eve gidince hemen olanları anlattım. En az benim
kadar üzülen ailem ellerinden gelen her şeyi yapabileceklerini söylediler ve yaptılar. Ertesi gün geç de olsa Mete de güzel kıyafetlerini giyip aramıza katıldı ve bütün arkadaşlarımla oyun oynadık. Bundan böyle ailem de ben de çevremizdeki insanlara karşı daha duyarlı olmayı öğrendik. Bayramlığı olmadığı için üzülen hiçbir çocuk kalmayacak. Çünkü kuşlar bize haber verecek.

ANNECİĞİM
Fuat ALTUN
Seni olduğun gibi
Seni bildiğin gibi
Seni sen gibi
Seni can gibi
Cana can veren kan gibi
Ömrümce seveceğim anneciğim

Nalan İNEGÖR
EN İYİ ARKADAŞIM
Bugün hava çok güzeldi. Ne yapacağım diye çok düşünüyordum ve çok güzel bir kitap gördüm. Hiç okumadığım bir kitaptı. Bunu arkadaşım Senem vermişti. Hemen açıp kitaba bir göz attım. Kitapta bir çocuk vardı. Bu çocuk arkadaşlarıyla oynamıyor, kimseyle konuşmuyormuş. Bu yüzden de arkadaşı yokmuş. Sadece bir kuş varmış arkadaşı. Bunu duyunca çok şaşırdım ve okumaya devam ettim: "Birgün çok güzel bir havada çocuk oyun oynayan çocukları görünce hemen oyun oynamak istemiş. Ama birden arkadaşı kuş çıkmış ve şöyle demiş:
-Oynamadan önce sana bir şeyler söylemem gerekir. İlk önce onlarla daha önce neden konuşmadığını anlatman gerekir. Ve onlarla iyi iletişim kurman gerekir. İlk şart bu. Bunlara uyarsan çok iyi arkadaşlık kurabilirsin.
-Tamam, dediğini yapacağım, demiş çocuk. Bunu okuyup hemen bahçeye çıktım ve arkadaşlarımı da çağırıp oyun oynadım.

Afranur ŞENTÜRK / ESKİŞEHİR
GÜZEL ALLAH'IM
Merhametlilerin merhametlisi Şefkatlilerin şefkatlisi Her şeyin sahibi Güzel Allah'ım.

Zeynep ÇAĞDAŞ
Özel Emine Nakıpoğlu İ.Ö.O 5/A Sınıfı
GAZİANTEP
MEVSİMLER VE RENKLER
Gömleği çiçektir
Üstü başı mis kokar
Leylek dönüyor bak
Yeşil giyinmiş bahar
Bozulmuştur bağ bahçe
Kuşlar güneye bakar
Solgun gösterse de
Sarı sever sonbahar
Ateş saçarken Güneş
Denize doyum olmaz
Meyveler sunar bize
Kırmızı yanak yaz.
Kar toplar küçük bulut
Yağdırır lapa lapa
Kara kışı sevmem ben
Beyaz yakışır kışa.

YAZ VE SONBAHAR
Candan DURUL
Yaz gelince okullar kapanır
Herkes denize gider
yazın keyfini çıkartırlar
Sonbahar gelince okullar açılır
Arkadaşlarımıza ,
Öğretmenimize kavuşuruz
Yeni gelen arkadaşlarımızla tanışırız
Yaz tatilinde ne yaptığımızı anlatırız

CANIM ÖĞRETMENİM
Feyza ŞAVK
Okumayı yazmayı,
Bize sen öğrettin.
Seni çok seviyorum,
Benim canım öğretmenim.
Gül gibi kokarsınız,
Sümbül gibi sararsınız.
Seni çok seviyorum,
Benim canım öğretmenim.

Mehmet KALAYCI
PLEVNE İ.Ö.O / BALIKESİR
TÜRKİYE'M
Dağların engin ve yüce
Toprakların verimli ve zengin
Mutluluk ve huzur verici bize
Güzel Türkiyem.
Türkiyem o tarihi eserlerin
Şanlı geçmiş dönemini yansıtıyor
O doğal güzelliklerin ne güzel
Güzel Türkiyem.
İnsanların ne güzel
Hepsi bu vatan için çalışan
Birbiriyle her şeyi paylaşan
Bir ülkedir güzel TÜRKİYE'M.

ÖĞRETMENİM
Furkan AVCI
Hepimiz öğretmenimizi çok severiz
Öğretmenimiz de bizi çok sever
Arkadaşlarımla iyi geçinirim
Öğretmenim mutlu olsun diye
Bütün öğrenciler öğretmenlerini çok sever
Öğretmen de öğrencileri çok sever
Öğrenciler çok sevinip
Canım öğretmenim derler

GÜZEL ÇEVREM
Melike ÇELEBİ
Yemyeşildir benim çevrem
Mis kokar güzel çevrem
Çocuklar oyun oynar
Piknik yapar aileler
Çiçekler sarı kırmızı
Sarmış etrafı mis kokuları
Yapraklar koyu yeşil
Türkü, cümbüş, gülüş, ahenk
Kuşlar şarkı söyler
Eşlik eder çiçekler
Rüzgâr ise dans eder
Yemyeşil güzel çevremde

SÖĞÜT AĞACI
Berceste ÇETİN
Biz köye giderken Toros Dağları'nda salkım söğüt ağacını görürdük. Annem ve babam benden bu ağacın hikâyesini yazmamı istemişlerdi. Ben de düşündüm ve bu ağacın hikâyesini yazmaya karar verdim. Söğüt ağacı dağda yapayalnız dururdu. Rüzgâr ağacın uzun uzun salkımlarını bir oraya bir buraya savururdu. Kışın bembeyaz olur, yazın yemyeşil bir ağaç olarak kalırdı. Yalnız olduğu için üzülürdü. Sağında, solunda, önünde, arkasında, hiç ağaç yoktu. En büyük hayali yanına neşeli çocukların gelmesi ve bir ağacın dikilmesiydi. O günün gelmesini umut içinde bekliyordu. Kimi zaman ağlar, kimi zaman yoldan geçenlere el sallardı. Söğüt ağacının yapraklarından birer birer damlalar süzülüyordu. Acaba o ağlıyor muydu? İşte o anda söğüt ağacı bir ses işitti. Bu sesler neydi, nereden geliyordu? Çok heyecanlıydı. Uzaktan insan çocuk sesleri geliyordu. İnsanlar söğüt ağacının yanına teker teker çadırlar kuruyorlardı. Birkaç insanın elinde bitki vardı. Kimisi çam, kimisi söğüt, kimisi de meşe idi. İçini bir mutluluk kaplamıştı.

O kadar mutluydu ki neredeyse kuşlar gibi havada süzülecekti. Aa bir de ne görsün! Yanına Mehmet Amca'nın kızı Sümeyye gelmişti. Bir an yumuşacık bir elin kendisine dokunduğunu hissetti. O Sümeyye idi. Her gün Sümeyye ile arkadaşları gelir söğüt ağacının altında oynardı.

Söğüt de onların sesini dinlerdi. Bazen de söğüt ağacının altına geçip kahvaltı yaparlardı.

Bir gün Sümeyye elinde meşe fidanı ile söğüdün yanına gitti. Meşeyi oraya dikti. Fidan şu an söğüt ağacına bakıyordu. Çok sevinçliydi. Artık onun da bir arkadaşı olmuştu. Eskisi gibi yalnız olmayacaktı. Küçük meşe fidanı her geçen gün biraz daha büyüyordu. İkisi birlikte kardeş gibi geçiniyorlardı. Birbirleriyle konuşup sohbet ediyorlardı. Ancak artık insanların gitmeleri gerekiyordu. Söğüt insanlara içten bir teşekkür etti. Ve bir daha hiç üzülmedi. Artık onun da bir arkadaşı vardı.

Merve GÜNGÖR
GONCA DERGİM
Gonca dergisi okuruz
Eğleniriz bilgi ediniriz
Hediyeleri doya doya okuruz
Eğleniriz, çoşarız
En güzel dergim benim
Bu güzel dergim benim
Eğitir öğretir beni
Çok severim dergimi
En güzel dergim benim

BESMELE
Ravza UZUN
Allah'tır ilk sözümüz
İman dolu özümüz
İşler Allah adıyla
Başlar biter tadıyla
Uyanırken her sabah
Derim hemen bismillah
Bir şey yerken, içerken
Kitabımı açarken
Çekerim hep besmele
Unutmam bir kez bile
Yönelirim Rabb'ime
Kuvvet gelir kalbime
Allah'la az çok olur
Güçlükler yok olur
Başarıyla el ele
Verir çeken besmele
Düşürmem hiç dilimden
Allah tutar elimden

İSLÂM'IN ŞARTLARI
Beyza Nilgün DURMAZ
Salihli / MANİSA
İslâm'ın beş şartı vardır
Bunu bilen bahtiyardır
Hak katında çökerek diz
Bu şartları sayalım biz
Malca zengin olanlara
Kalbi aşkla dolanlara
Farz kılınmış zekât vermek
"Kırkta bir"le sevap vermek
Elde Kur'ân kalpte iman
Gece gündüz her Müslüman
Der: "Lâ ilâhe illallah
Muhammedün Resûlullah."
Beş vakit namaz kılmak
Böyle mümkün Hakk'ı bulmak
Müminlerin miracı o
Hepimizin baş tacı o
Oruç tutmak tam otuz gün
Herkes için bayram düğün
Günü güne ekleriz biz
Ramazanı bekleriz biz


SAAT KAZANANLAR:
Elif Rümeysa Özsoy
Hilmi Dalama
Ömer Çeliker
Kazım Can Özkan
Ömer Siraç Şahin
Meryem Uyaver
Emine Ceyda Boz
Safa Doğanay
Ahmet Tarık Yılmaz
Furkan Uygur

GONCA TİŞÖRTÜ KAZANANLAR
Suedagül Yıldırım
Merve Doğanay
Mehmet Fatih Özdemir
Kübra Çetintaş
Yahya Peker
Vildan Kalkan
Aliihsan Us
Ahmet Özçınar
Mustafa Furkan Ordu
Elif Ceren Şahin