Gonca Arşiv

Bayılana Limon
Mustafa OĞUZ

Nisan 2004
Henüz küçük bir çocuğum. Bir elin parmakları sayısı kadar yaşım.
Konuşmayı seviyorum ve devamlı konuşmak istiyorum.
Annem, mutfakta iş yaparken bir sandalyeye oturup rüyâlarımı ve hayâllerimi anlatıyorum. Annem bayılıyor benim hayâllerime.
Ben de anlatmaya bayılıyorum.
Mutfakta annemle beraber bayılışıyoruz.
Başka şeylere de bayılıyor annemle babam.
Ben de onları bayıltmaya bayılıyorum.
Bizim ev limondan geçilmiyor yani.

\"Ayılana gazoz, bayılana limon.\"
Ben iki yaşındayken -annem anlatıyor- sabah ezanı okunurken uyanıp yatağımın içinde ezan bitene kadar oturuyormuşum. Annemle babamı da uyandırıyormuşum. Onlar da oturuyormuş. Ezan okunurken yatılmazmış. Tilki bile ezan okunurken olduğu yerde duruverirmiş. Dayım gözleriyle görmüş.
Ben görmedim.

Geçenlerde annem kanepeye uzanıp uyuyakalmıştı.
O esnada ezan okundu. Ben \"Aziz Allah, şefaat ya Rasulallah!\" dedim ve koşup annemi uyandırdım.
\"Anne kalk ezan okunuyor.\" diye. Annem hemen uyanıp oturdu ve bu hareketime de bayıldı. Yanağıma öpücükler kondurdu. O sevinince ben de sevindim.
Yine bir sabah uyuyordum.

Sanki bir melek gelip kulağıma ezan okunduğunu fısıldadı.
Hemen yatağımdan kalktım ve babamın yanına gittim.
\"Baba, kalk ezan okunuyor.\" dedim.
Sevgili babacığım ve anneciğim kalktı.
Üçümüz beraber sabah ezanını dinledik.
O saatlerde ezan dinlemek çok hoş oluyor.
Ezan bitince babam beni sevgiyle kucakladı, öptü, öptü...
Sonra namaz kılmak için kalktık.

Ben, çok, ama çook sevindim ve başka zamanlarda da kaldırdım onları.
Sanki bir melek beni kaldırıyor, ben de onları kaldırıyorum.
Böyle yapınca ben de melek oluyormuşum.
Ben melek olunca da bana bayılıyorlar.

Ben de bana bayılmalarına bayılıyorum ve biz sevgi ülkesinde yaşayıp gidiyoruz, ayıla bayıla.