Gonca Arşiv

Irmağa Düşen Çocuk
Bestami Yazgan

Temmuz 2004
Kar yağınca kara toprak bembeyaz bir post olur. İnsan olan, insanlara dost olur. Dostluk olunca da yürekler coşar, coşan her yürek sohbete koşar. Yüreklerin coştuğu ve sevgiye koştuğu bir gün dostlar bir araya gelmişti yine.
Yunus Dede:
-Söz meclisi açılsın, inci mercan saçılsın. Söz kıymeti bilenler tatlı tatlı dinlesin, bilmeyenler var ise kulakları çınlasın! Haydi, sözü olan söylesin, diyerek sohbeti açar.
Selim Öğretmen, izin alıp söze başlar:
- Dün ırmağın kenarında geziyordum. Birden: "Anne, anneciğim kurtar beni!" diye bağıran bir çocuğun ırmakta akıp gittiğini gördüm. Çocuk, suya batıp çıkıyor, başını her çıkarışta "Anne!" diye bağırıyordu. Ben çocuğa uzatıp onu kurtarmak için etrafta bir şeyler ararken, bir kadın yanımdan yıldırım gibi geçti. Suya atladığı gibi çocuğu kurtardı. "Yavrum, kuzum!" diye bir sarılışı vardı ki anlatamam.

Orada bulunan mahalle camisinin imamı İrfan Efendi, gözleri ışıl ışıl söze girer:
- Anneler böyledir işte. Herkes önce can, sonra canân der de; anneler önce canân, sonra can, der. Yüce Mevlâ'mız onlara böyle güzel bir duygu vermiş.
Selim Öğretmen:
- Allah sizden razı olsun hocam! Çok güzel açıkladınız. Peki bu olaydan başka dersler de çıkarabilir miyiz?
İrfan Efendi, Selim Öğretmen'e sevgi ve dostlukla bakarak:
- Öğretmen Bey, bazen soruyu soran, cevabını daha iyi bilirmiş. Hem olayı gören ve yaşayan sensin. Söyle bakalım nasıl bir ders çıkardın?
Selim Öğretmen:
- Olayı görünce aklıma şu geldi doğrusu: Hani siz her zaman dersiniz ya: "Rabb'imiz, kullarını bir annenin çocuğunu sevdiğinden daha çok sever." diye.
- Evet doğrudur. Mevlâ'mızın şefkat ve merhameti, bir anneninkiyle ölçülemeyecek kadar çoktur.
- İşte ben de düşündüm ki; biz kullar günah ırmağına düşsek, Mevla'mız bizi oradan kurtarır ve bağışlar. Bilmem ki doğru mu?
İrfan Efendi, tatlı tatlı gülümseyerek:
- Doğru olmasına doğru da Öğretmen Bey, bir doğru daha var: Biz kullar, korkuyla ümit arasında olmalıyız. Yani Yüce Mevlâ'mız isterse bizi affeder; isterse de affetmez. Affedeceği ümidi, affetmeyeceği korkusu eksik olmamalı insanda…
Sohbetin sona erdiğini anlayan ve taşın gediğe konması gerektiğini düşünen Yunus Dede, girmiş söz meclisine. Az söylemiş, öz söylemiş. Birçok güzel söz söylemiş. Görelim ne söylemiş!
- Dostlar, Allah kimseyi şaşırtmasın, şaşırtıp da günah ırmağına düşürmesin. İki kardeşimizin söyledikleri de doğrudur. Ben de derim ki: Irmağa düşen çocuk: "Anneciğim, kurtar beni!" diye nasıl bağırıp çırpınıyorsa, günah ırmağına düşen bizler de: "Ey esirgeyen, bağışlayan ve zorda kalanlara yardım eden Yüce Mevlâ'mız, bize yardım eyle ve bizi affet!" diye cân-u gönülden yalvarmalıyız. Gerisi O'nun bileceği bir iştir. Biz biliyoruz ki, Mevlâ'mızın rahmeti gazabından fazladır.