Gonca Arşiv

Nisan 2010
GONCA

Nisan 2010
KIŞ MEVSİMİ
Agah DÜZENLİ


Karın içindeyim.
Oynuyorum
Oradan oraya koşarak
Tadını çıkarıyorum.


Kışın giyerim kalın elbise
Yazın giyerim ince elbise
Her mevsim başka bir eğlence
Oynar gülerim her mevsimde

Kış mevsimi başka bir güzel
Her mevsimde oynar güler
Hele kış mevsimi günleri
En sevdiğim günler.


GÜZEL KIŞ
İzel ŞENAL


Her kar tanesini
indiriyor bir melek
Olan her şey Allah’tan
Aç elini dua et.

BİLİNÇLİ TÜKETİCİ
M.Yiğit BÜYÜKGÜN


Param çok ama çar çur edemem
Her şeyi almak için annemleri üzemem

Bilinçli tüketici tasarruf etmeli
Garantisiz mala tamah etmemeli
Elektriği suyu tasarruflu kullanalım
Dikkatsiz davranıp zarara uğramayalım

Ben aklımı kullanıyorum
Bilinçli harcamalar yapıyorum
Tasarruf edip, dikkatli davranıp
İstediklerimi fazlasıyla alıyorum

Dikkat edelim arkadaşlar
Bilinçli tüketici olmaya
Elbirliğiyle çalışarak
Vatanı kalkındırmaya…..

KIŞ
Melik B. SAV


Kış geldi,
Karlar yağdı,
Atkı,eldiven,
Dolaptan çıktı.
Kış geldi,
Karlar yağdı,
Bütün çocuklar,
Neşeyle oynadı

BENİM DÜNYAM
Mustafa GÜMÜŞ


Cıvıl cıvıl serçeler
Neşeyle şarkı söyler
Cik cik ederek koşarlar
Hep birlikte uçarlar

Derelerde kurbağalar
Yosunlarla yaşarlar
Ay ışığında türkü söyler
Zıplayarak koşarlar

Benim güzel dünyamda
Çiçekler, böcekler, yıldızlar var
Kardeş kardeş telaşsız
Kendi hallerinde yaşarlar.

Benim aydınlık dünyamda
Her şeyde bir huzur var
İnsanlar kavga etmez
Herkes kardeşçe yaşar

KAR SEVİNCİ
Ahmet Fatih DÖNGEL


Sabah kalktığımda,
Camdan baktığımda,
Bir de baktım,
Kar kapıda.

Hemen koşmak istedim,
Elbiselerimi giyindim.
Annemden izin alıp,
Karların içine girdim.

Karda oyun oynarken,
Topak topak topladım.
Sonra birleştirip,
Kardan adam yaptım.

Kardan adam yapınca,
Arkadaşlarım geldi.
Hepimizin sevinci,
Dünyalara değerdi.

KEŞKE YAĞSA
Ethem Tayyip NAZİLLİ


Günlerdir hasret çekiyorum.
Niye bilir misiniz?
Karlar yağmıyor.
Keşke yağsa diyorum.

Haberlerde çıkıyor
Çoğu yerde kar yağmış
Burada yağmıyor.
Keşke yağsa diyorum.

Bazen akrabalarım arıyor.
Bizim orada kar var diyor.
Ben de içimden,
Keşke yağsa diyorum.

En sonunda yağdı bir gün
O kadar mutlu oldum
Eldivenlerimi giyerek
Kendimi bahçede buldum.

KIŞ
Yusuf Saka


Son bahar sona erdi,
Kış mevsimi geri geldi.
Dışarıda yağmur, kar
Evimizde huzur var.

Kardan adam yaparız
Neşe ile oynarız
Birazcık üşüyünce
Evimize koşarız...

Dışarıda çok durursak
Bir de hasta olursak
Okula gidemeyiz
Öksürüp, tıksırırsak.

Yazın arka yüzü Kış
Kışın arka yüzü Yaz
Bu iki mevsim olmasa
Dünyada hayat olmaz

Bilgenur ERŞAHİN
BULANIK NEHİR VE YAPTIKLARI


Okuldan eve geldikten sonra, her zaman olduğu gibi annemin hazırladığı yemeği, tarlada çalışan babama götürmek için dışarı çıktım. Tarla ile evin arasında yaklaşık olarak yarım saatlik yol vardı. Yağan yağmurun bu mesafeyi uzatacağını düşündüm.

Neredeyse yolun yarısı bitmişti. Yağmur gittikçe şiddetleniyordu. Tarlaya gitmem ve babama yemeğini ulaştırmam gerekiyordu. Köyün nehrini geçince, tarlaya çok az bir mesafe kalıyordu. Nehrin yanına geldim. Yağan yağmur nehri taşırmıştı. Köprüden geçmem mümkün değildi. Bütün cesaretimi toplayıp köprüye geldim. Köprünün altında bulanık dalgalarla boğuşan nehri gördükçe midem bulanıyordu. Tam adım atacakken köprünün iki tane tahtası kırıldı. Ben de o kırılan tahtalardan birine bastığım için dengemi kaybedip amansız nehre düştüm.

-Vah vah acaba çocuk yaşıyor mu?
-Yok, canım yaşamıyordur.
-Doğru ya küçücük bir çocuk, kendini nasıl kurtarsın, diyen sesler duymaya başladım.

Gözlerimi açtım. Avuçlarımın içiyle gözlerimi ovaladım. Karşımdaki ihtiyar teyzeye kısık bir sesle “Nerdeyim ben? Siz kimsiniz?” diye sordum. Teyze “Nehir seni buraya sürüklemiş. Biz de buralarda dolaşırken seni gördük. Ne oldu diye merak ettik. Haa! Bu arada sen ne oldu da nehre düştün?” dedi. Ben de “Babama yemek götürecektim. Tarlaya ulaşmam için köprüyü geçmem gerekiyordu. Köprünün ortasında iken akan bulanık nehir suları midemi bulandırdı. Ve düştüm. Ah, başım! Ne oldu bana?” dedim. İhtiyar teyze “Başın şişmiş. Her hâlde nehirde sürüklenirken bir kayaya ya da taşa çarptın. Amma merak etmeyesin. Bu arada, senin anan baban nerdedir? Sen hangi köydensin ve de adın ne oğul?”dedi. Ben de “Adım Ahmet. Civar köyündenim.” diye cevap verdim. Oradaki yaşlı bir adam “Ben o köye gidip teneke peynir satarım. Eğer istersen seni de götüreyim.” dedi. Teşekkür ettim. Yaşlı adam beni eve kadar getirdi ve işine gitti.

Anneme seslendim. Annem yanıma geldi. Beni görünce “Yavrum, kuzum…” diye bağırdı. Anneme sarıldım ve olanları anlattım. Annem beni can kulağı ile dinliyordu. Tam o sırada babamın sesini duydum. Anneme “Hanım, her yere baktım. Nerde bu çocuk?” diyordu. Hemen babamın yanına gittim. Biraz sinirli duruyordu. Ona olanları anlatınca yüzü güldü. Yeniden ailemle olmak çok güzel.

Ertesi gün babamla beraber muhtara gittik. Yeni ve sağlam bir köprü olursa daha iyi olacağını anlattık. Zaten muhtar da bu olayın peşindeymiş. Ancak bunun için köydekilerin imzası gerekiyormuş. İmzaları babamla topladıktan sonra muhtara getirdik. Muhtar, belediyeyle konuştu. Kısa zaman sonra geldiler ve köprünün yapımına başladılar. Bir süre sonra da bitti. Nihayet yeni bir köprümüz olmuştu. Hepimiz çok mutluyduk...