Gonca Arşiv

Ocak 2012
GONCA

Ocak 2012
ÇOCUKTUR
Esma GÜNENÇ


Çocuktur bu dünyayı tamamlayan,
Çocuktur bir anlığına
Yüzü gülen, güneş gibi ışıldayan
O hep çocuktur.
Saf ve temiz yürekten
Bazen etrafından habersiz
Mutlu, kötü, hüzünlü olaylara
Güldürendir o çünkü.

Bir çocuk bin pırlanta demek,
Her şeyi iyi sanan,
Herkese güvenebilecek kadar,
Saf olan o sihirli sözcük pırlanta,
İşte, onu temsil eden çocuktur
Bu dünyayı tamamlayan.

KIŞ
DERYA BULUT


Ben kışı çok severim
Karlar yağar şakır şakır
Kardan adam yapalım
Hadi gelin çocuklar

Kardan adam yaparım
Yine de biraz başka oyun oynarız
Bizim kışımız böle geçer
Sizde kışı seversiniz

ANNEM
Tuğce YILMAZ


Dört kilo doğmuşum ben,
Dört kilo off demeden taşımış annem.
Bununla da kalmamış,
Emzirmiş hastayken başımda,
Yatarken yanımda durmuş.

Yedirmek için kırk dereden su getirmiş,
O arabayı yut, şu bisikleti iç derken,
Büyümüş gitmişim ben,
Of bile dememiş annem.

En güzel yemeği bana yedirmiş,
En güzel giysiyi bana giydirmiş,
En güzel oyuncaklarla oynamışım,
Of bile dememiş annem.

Yüzüme yel çarpınca korkmuş,
Koşarken ürkmüş,
Hasta olmamam için canından bezmiş,
Gene de of bile dememiş annem.

KEDİM
Rümeysa CAYMAZ


Bir kedi gördüm,
Hemen eve götürdüm.
Adını Tüylü koydum.
Ona yumak ördüm.

Tüylü akşam olunca,
Sobanın yanında,
Oynadı yumağıyla,
Sevinerek doya doya.

Tüylü’yü çok seviyorum.
Onunla hep geziyorum.
Akşam olunca ona,
Göz kırpıp uyuyorum.

GÜZEL ANNEM
Derya BULUT


Benim güzel annem,
Melek kadar güzelsin,
Açan çiçek, çağlayan kuş,
Sensin benim güzel annem.

Annemi özlüyorum,
Özlememek mümkün mü?
Annemi istiyorum,
İstememek mümkün mü?

CANIM PEYGAMBERİM
CEREN TAYLI


Ey Allah’ın resulü
Ümmetin hayran sana,
Gönüllerin sultanı,
Benim Canım Peygamberim.

Mukaddes topraklarda yaşamış,
Bir sultansın sen,
Gönüllerin sevgilisi,
Benim Canım Peygamberim.

Sen en güzel örnek,
En güzel armağansın,
Gönüllerin nuru,
Benim Canım Peygamberim.

Keşke görebilseydim,
O nur yüzünü,
Sen nur üstüne nursun
Benim Canım Peygamberim…

BABACIM
Sedat KUTUN


Evimizin direğisin,
Gözümüzün bebeğisin,
Ne sevimli, ne iyisin,
Benim canım babacım.

En sevdiğin takımdır,
O takım Trabzon,
Seni çok seviyorum,
Benim canım babacım.

KIŞ GELİNCE
Berşan Kayra KORKMAZ


Güneş çeker elini,
Kış gelince birden.
Kar topları havada,
Seviniriz yürekten.

Beyaza boyanır her yer,
Bacada duman tüter,
Soğuk olsa da kış,
Bizleri mutlu eder.

Kışı severiz elbette,
Mikroplar temizlenir.
Yoksulu unutmayalım
Kış o zaman güzeldir

GONCA
Zeynep Sude TERKAN


Benim en güzel dergim,
En sevdiğim arkadaşım,
Sen bana tonla bilgi yolladın,
Gonca her ay açar.

Sen bize sevgiyi,
Kucak kucak yollarsın,
İlim ile eğlence ile,
Gonca her ay açarsın.

POLİSLER
Serra ÖNGÖR


Hırsızlar kaçar, polisler koşturur,
Polisler gibi fedakâr insan yoktur.
Polis kendini düşünmez, vatanını düşünür,
Vatandaşları korumak onun düşüdür.

Polis amca koşar arabaya,
Gider hırsızı yakalamaya.
Ucunda ölüm de olsa,
Polis amca sen çok yaşa.

İyilikler çoğalsın,
Kötülükler azalsın.
Polislerin ise,
İşleri azalsın.

POLİS AMCA
Rümeysa CAYMAZ


Hem hırsızı,hem suçluyu
Yakalarsın sen polis amca.
Dünyaya adalet dağıtarak.
Çalışırsın sen polis amca.

Gece gündüz nöbet tutarsın,
Bizim yardımımıza koşarsın.
Yorulmaya aldırmazsın,
Çalışırsın sen polis amca.

YAZMAK
Zeynep OKUR


Yazmak benim için hep önde gelmiştir. Bıkmadan, usanmadan, hiç sonu gelmeyecekmiş gibi yazmak... Arkadaşıma anlatamadığım, kimseyle paylaşamadıklarımı yazıyorum kâğıda. Yazmayı bu kadar sevmemin nedeni galiba yazdığım bu yazılarda buluyorum kendimi. Bazen kızgın, bazen üzgün, bazen kırgın, bazen de mutlu olduğum zamanlarda yazıyorum. Yani anlayacağınız her şartta yazıyorum ben.
Yazmak benim dünyamı değiştiriyor. Yaşadıklarımdan ziyade yaşamak istediklerimi yazıyorum, hayallerimi, belki de hiç gerçekleşmeyecek olan hayallerimi. Küçücük bir köyde yaşıyorum. Sınırlı, durağan ve hep aynı olan bir hayat. Hepsi birbirine benzeyen binlerce insanın hayatı. Kızların ortaokulu bitirip hemen evlendirildikleri, erkeklerin daha çocukken yaşamın tüm yükünü omuzlarına bindirdikleri bir hayattan geliyorum.
Ben tek göz odada yemek yenen, banyo yapılan, televizyon izlenen ve uyunan bir evde kalıyorum. Genç kızların hayallerinin son bulduğu özlemlerinin, sevgilerinin bittiği bir hayat.
Sonra yaşadıklarıma bakıyorum şöyle uzaktan, yaşamak istediklerim bunlar mı diye? Hayır. Hayır diyorum ve yazmaya başlıyorum. Artık yaşadıklarımı değil, yaşamak istediklerimi yazıyorum. Gerçekleşmesini istediğim, sonu gelmeyen binlerce hayalimi, özlemlerimi, sevgilerimi…
Her şeyi yazıyorum. Elim yorulana, beynimde hiçbir şey kalmayana kadar yazıyorum. Ve yazmaya da devam edeceğim; çünkü yazmak benim hayatımın bir parçası ve hep de öyle olacak.

KUŞ YUVASI
Ayşenur TEKE


Soğuk bir kış günü idi. Babamla bir ağaca kuş yuvası yaptık. Aslında bunu daha önce yapmayı planlamıştık. Çünkü soğuk kış günlerinde minik kuşların üşümesini istemiyorduk. Ağacın dallarına yaptığımız kuş yuvası çok güzel olmuştu. Ben de üstüne bir çiçek resmi çizmiştim. Böylelikle kuşlar bu evi daha çok beğenip, bu eve yerleşeceklerdi. Ancak bir ay geçmesine rağmen yuvada hâlâ kuş yoktu. Benim de cesaretim kırılmış, çok üzülmüştüm. Artık kış mevsiminin sonlarına yaklaşmıştık. Kuş yuvasından tamamen ümidi kesmiştim. Bir an fark etmeden yuvanın yanından geçmiştim ki kuş sesleri duydum. Kafamı çevirip kuş yuvasına baktığımda minik bir kuş, bana şu sözleri fısıldadı, “Bana barınacak bir ev yaptığın için sana çok teşekkür ederim.”