Gonca Arşiv
Şubat 06
Hasan Ahmet GÖKÇE
Hasan Ahmet GÖKÇE
AİLEM / A. Elif EROL
Biz dört kişilik aileyiz,
Birbirimizi severiz.
Hep yardımlaşarak,
Mutluluğa gideriz.
Ne güzeldir yardımlaşmak,
Mutluluğu paylaşmak.
Hep böyle davranarak,
Allah’ın sevgisini kazanmak.
KEŞKE / Enes Haluk ÖZTÜRK
Ben bir uğur böceğiyim
Bundan hiç hoşlanmam
Çünkü yakında öleceğim
Arkadaşlarımı eziyorlar
Beni birisi eline alsa
Burnuna konardım
Ama burası bir orman
Yalnız alan
Şimdi size bir soru soracağım
Bu ormanda yaşamak mı zor
Yoksa sizin dikkat etmeyip
Biz böcekleri ezmeniz mi?
GÜN BULUTLU / E. Batuhan SANAL
Bazı günler ardında
Açar güneş, bulut
Neşeleniriz,
Gün bulutuyla
Her zaman bulut
Vardır gökyüzünde
Herkes o buluta yani
Gün bulutu
ÖĞRETMENİM / Ş. Nur TEMEL
Hani bize melekler derdin ya,
Biz senin meleğiniz öğretmenim.
Bize hiç kızmazdın ya,
Biz senin öğrenciniz öğretmenim.
Hani bize incitmeyin derdin ya
Kuşlara hiç karışmadık öğretmenim.
Sizin geleceğiniz güzel derdin ya,
Çalıştık öğretmenim.
İşte o günden sonra,
Geleceğin çocukları olduk öğretmenim.
Sizin içindi,
Sadece sizin içindi öğretmenim.
NALAN’A / Süleyman BAŞER
Bizim küçük kızımız,
Tatlı yaramazımız.
Çok da zeki, maşallah,
Hem bahar, hem yazımız.
Çok severiz biz onu,
Doyamayız öpmeye.
Kara, gözünün tonu,
Benzemez hiç kimseye.
İZNİK GEZİMİZ / Edanur VURAL
Aralık 2005 Gonca Dergisini büyük bir keyifle okumuştum. ‘’Geziyorum’’ köşesinde yer alan Anadolu’nun ilk Türk başkenti İznik yazısı dikkatimi çekmişti. İznik’i tanıdıktan sonra yakından görme arzusu hissettim. Gezi ve Turizm Kulübü başkanı olarak rehber öğretmenimiz Murat Suna’ya İznik’e gezi yapmayı teklif ettim. Teklifi yerinde bulan öğretmenimiz yirmi dakikalık teneffüste kulübümüzü acil olarak toplantıya çağırdı. Ve öğretmenimiz sürprizini bize açıkladı:
Yaşasın İznik’e gidiyoruz! 9 Aralık Cuma günü saat 13.00’da Gezi ve Turizm Kulübü olarak öğretmenimizin arabasıyla İznik’in yolunu tuttuk. Murat öğretmenimiz yolun yarısında bize ilk sürprizini yapmıştı. Zeytin ağaçlarının altında sıcacık pideleri afiyetle yedik. Öğretmenimizin bizi ne kadar çok sevdiğini anlamıştık. İznik‘e Ahmet Özdemir ağabeyimizin bahsetmiş olduğu İstanbul Kapı’dan giriş yaptık. İçimiz kıpır kıpırdı. Bir an önce İznik’in o muhteşem tarihi eserlerini yakından tanımak istiyorduk. Yazdan kalma güneşli bir günde o muhteşem tarihi İznik dokusuyla baş başaydık. Bir yanda yeşilliğin ortasında çinileriyle tanınan Yeşil Cami ve diğer yanda ona arkadaşlık eden Nilüfer Hatun İmarethanesi… Bol bol fotoğraf çektik. Zaman su gibi akıp gidiyordu. Ve muhteşem İznik akşamı! Akşam ezanını Eşrefzade Cami’sinden dinlemek çok güzeldi. İznik sokaklarında gezerken çini atölyelerine uğradık ve hediyelerimizi aldık. Ayasofya müzesini alaca karanlıkta ziyaret edebildik. İznik’e gelmişken göl kenarına uğramamak olmazdı. On dakika da olsa su üzerinde taş kaydırmaca oyununu oynayabildik. Artık Yalova’ya dönme vakti gelmişti. Yol boyu hepimizin içini İznik’ten ayrılma hüznü kaplamıştı. Ne diyelim iki saatlik kulüp saatinde bu kadar gezi olur.
ÖĞRETMENİM / Hilâl TOMRİS
Bize bilgi veren sen
Bize sevgi veren sen
Bu yolda bu yürüyüşte
Kalbimize ışık tutan sen
Sensin benim öğretmenim
Sıcacık gülüşünle
Yüreğimizi ışıtırsın
O güzel derslerinle
Kalbimizde yer alırsın
Sensin benim öğretmenim
Bizim hep yanımızda olan
Sabahtan akşama kadar
Sensin benim öğretmenim
Derslerimizi süsleyen
Bizimle güzel günler geçiren
Sensin benim öğretmenim
ANNE / T. Safa AYDIN
Sen kapısız kaldığım bir mağarada
Bir parça ziyamsın
Sen susuz kaldığım çölde
Kocaman bir pınarsın
Sen canımsın
Sen kanımsın
Sen geceleri ağlayış sesime kalkan annemsin
Hakkını helâl et anne
Senin hakkını nerede ödeyeceğim




